Regülasyon

CLARITY Act ’te Yeni Metin: Kim Ne İstedi, Cumhuriyetçiler Neyi Değiştirdi?

ABD’nin kripto piyasası için kapsamlı bir federal düzenleme oluşturma çabasında kritik aşamaya gelindi.

Senato Cumhuriyetçileri, Digital Asset Market CLARITY Act’in güncellenmiş metnini 10 Eylül’de yayımladı. Yaklaşık 630 sayfalık yeni metin, ağustos ayındaki müzakerelerin ardından özellikle DeFi ve kredi birliklerinin dijital varlık faaliyetlerine ilişkin hükümleri değiştiriyor.

Ancak asıl soru metnin yayımlanmış olması değil:

Ağustos boyunca Demokratların, bankaların ve kripto sektörünün istediği değişikliklerin hangileri gerçekten metne girdi?

Çünkü 15 Eylül’de yapılacak ilk kritik Senato oylamasında mesele artık yalnızca “CLARITY Act iyi bir yasa mı?” değil.

Bu metin 60 senatörü aynı anda ikna edebilecek kadar taviz içeriyor mu?

Senato takvimine göre H.R. 3633 için cloture oylaması 15 Eylül 2026 saat 14.15’te yapılacak. Bu oylama yasanın nihai kabulü anlamına gelmiyor; önce tasarının Senato’da ele alınmasının önünü açacak usuli eşiğin aşılması gerekiyor.


Yeni metinde ne değişti?

Senato Banking Digital Assets Subcommittee Başkanı Cynthia Lummis, yeni metnin ağustos arasındaki iki partili çalışmaların sonucu olduğunu ve Demokrat senatörlerin talepleri doğrultusunda 114’ten fazla ayrı değişikliğin metne işlendiğini açıkladı.

Güncellenen metinde öne çıkan üç alan var:

  • merkezi olmayan olmayan DeFi protokollerinin hangi durumda CFTC’ye kaydolacağı,
  • DeFi hükümlerinin yalnızca spot ve nakit dijital emtia işlemlerine uygulanacağının netleştirilmesi,
  • kredi birliklerinin dijital varlık faaliyetlerine ilişkin yetkilerinin açıklığa kavuşturulması.

Bu değişiklikler teknik görünse de aslında daha büyük bir pazarlığın sonucunu gösteriyor.

Çünkü CLARITY Act artık yalnızca SEC ile CFTC arasındaki yetki paylaşımını belirleyen bir yasa tasarısı değil. Aynı zamanda kripto şirketleri, bankalar, DeFi geliştiricileri, tüketiciler ve siyasi aktörler arasındaki çıkar çatışmalarını aynı metinde çözmeye çalışan bir düzenleme.


DeFi tarafında önemli değişiklik

Yeni metnin en dikkat çekici değişikliklerinden biri DeFi tarafında.

Güncellenen tasarı, “non-decentralized finance protocols” olarak tanımlanan ve protokolün işleyişi veya kuralları üzerinde kontrol sahibi olmaya devam eden yapılar için CFTC kayıt yükümlülükleri ve Bank Secrecy Act kapsamındaki yükümlülükler getiriyor.

Buradaki temel ayrım şu:

Gerçek anlamda merkeziyetsiz bir protokol ile merkezi kontrol unsurları taşıyan bir yapı aynı şekilde değerlendirilmiyor.

Bu, kripto sektörünün yıllardır tartıştığı temel sorulardan birine doğrudan dokunuyor:

Bir protokolü geliştiren veya üzerinde kontrol sahibi olan kişi hangi noktada finansal aracılık yapan düzenlenmiş bir aktöre dönüşüyor?

Yeni metin bu sınırı daha belirgin hale getirmeye çalışıyor.

Aynı zamanda DeFi hükümlerinin spot ve nakit dijital emtia işlemleriyle sınırlanacağı açıkça belirtiliyor. Lummis, bu değişikliğin özellikle prediction market’ler konusunda kabile yönetimlerinden gelen endişeleri gidermeyi amaçladığını söyledi.

Bu önemli bir ayrım.

Çünkü DeFi düzenlemesinin kapsamı genişledikçe yalnızca kripto borsaları veya merkezi platformlar değil, blockchain tabanlı farklı finansal uygulamalar da düzenlemenin içine girebiliyor.


Peki Demokratların istediği her şey geldi mi?

Hayır.

Ve CLARITY Act’in siyasi açıdan en kritik noktası tam olarak burada.

Yeni metin önemli sayıda değişiklik içeriyor ancak etik hükümleri hâlâ çözülmüş bir konu değil.

Trump yönetiminin ve Trump ailesinin kripto faaliyetleri, yasa görüşmelerinin en tartışmalı siyasi başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Reuters, tasarının ağustos ayında ertelenmesinde etik hükümleri, yasadışı finansman önlemleri ve bankacılık sektörünün taleplerinin önemli rol oynadığını bildirmişti.

Yeni taslağın yayımlanmasının ardından yapılan karşılaştırmalar da etik bölümünde büyük bir değişiklik olmadığını gösteriyor.

Dolayısıyla ortaya çıkan tablo şu:

Demokratların bazı teknik talepleri metne girdi.

Ancak:

Siyasi açıdan en hassas başlıklardan biri hâlâ tamamen çözülmüş değil.

Bu da 15 Eylül’deki 60 oy hesabını kritik hale getiriyor.


Bankalar neden hâlâ itiraz ediyor?

CLARITY Act üzerindeki mücadele yalnızca Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında yaşanmıyor.

Bankacılık sektörü de özellikle stablecoin getirileri ve ödül mekanizmaları konusunda değişiklik istiyor.

Bankaların temel endişesi basit:

Stablecoin şirketleri kullanıcılarına belirli getiriler veya ödüller sunabiliyorsa, bu ürünler geleneksel banka mevduatlarıyla doğrudan rekabet edebilir.

Bu nedenle bankalar CLARITY Act’in tamamına karşı çıkmak yerine stablecoin hükümlerinin değiştirilmesini istiyor.

Bu ayrım önemli.

Bankalar “CLARITY Act olmasın” demiyor.

Temel talepleri:

“CLARITY Act olsun ama stablecoin ekonomisinde bankalarla kripto şirketleri arasında kurulan rekabet dengesi yeniden düzenlensin.”

Bankacılık sektörünün bu konudaki baskısı ağustos ve eylül aylarında devam etti.


Kripto sektörünün istediği ne?

Kripto sektörünün ana beklentisi ise çok daha temel:

Kuralların netleşmesi.

Bugünkü yapıda bir dijital varlığın SEC mi yoksa CFTC mi tarafından denetleneceği; varlığın kendisi ile yatırım sözleşmesi arasındaki ilişkinin nasıl değerlendirileceği ve ikincil piyasa işlemlerinin hangi kurallara tabi olacağı konusunda yıllardır süren belirsizlik bulunuyor.

SEC ve CFTC, Mart 2026’da yayımladıkları ortak yorumla dijital varlıkların sınıflandırılması konusunda zaten daha net bir çerçeve ortaya koymuştu. SEC, dijital emtia, dijital koleksiyon, dijital araç, stablecoin ve dijital menkul kıymet gibi kategorileri açıkça ayırdı.

Ancak düzenleyici yorum ile Kongre tarafından çıkarılmış kapsamlı bir yasa aynı şey değil.

SEC Başkanı Paul Atkins de ağustos ayında Kongre’nin CLARITY Act’i tamamlamasının hâlâ gerekli olduğunu açıkça söyledi. SEC’ye göre mevzuat, kurumların bugün oluşturduğu kuralların gelecekte farklı bir yönetim tarafından kolayca değiştirilemeyecek daha kalıcı bir yasal zemine kavuşması açısından önemli.

Bu nedenle kripto sektörünün temel beklentisi:

SEC-CFTC sınırlarının kalıcı şekilde yasalaşması.


Yeni metin aslında neyi gösteriyor?

Burada CLARITY Act’in en önemli tarafı ortaya çıkıyor.

İlk bakışta yeni metin birkaç teknik değişiklikten ibaret görünebilir.

Ancak değişikliklerin yönüne bakıldığında Washington’daki pazarlığın yapısı daha net görülüyor:

Kripto sektörü → net kurallar istiyor.

Demokratlar → tüketici, etik ve yasadışı finansman korumalarının güçlendirilmesini istiyor.

Bankalar → stablecoin ekonomisinde rekabet koşullarının değiştirilmesini istiyor.

Cumhuriyetçiler → CFTC ağırlıklı, kripto piyasasını federal bir çerçeveye alan ancak sektörün büyümesine izin veren bir yapı istiyor.

Beyaz Saray → ABD’nin kripto alanındaki liderliğini güçlendirecek kapsamlı bir düzenleme istiyor.

Yeni metin bu taleplerin bir bölümünü aynı anda karşılamaya çalışıyor.

Fakat bütün tarafların istediği noktaları aynı anda karşılamak mümkün değil.



15 Eylül’de asıl test ne olacak?

15 Eylül’deki oylama konusunda önemli bir ayrım var.

Bu oylama:

“CLARITY Act yasalaştı mı?”

sorusunu cevaplamayacak.

Önce Senato’nun tasarıyı ele almasının önünü açacak cloture eşiği test edilecek.

Bu eşik için 60 oy gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin Senato’da 53 sandalyeye sahip olması nedeniyle, tüm Cumhuriyetçilerin destek vermesi halinde bile en az yedi Demokrat veya Demokratlarla birlikte hareket eden bağımsız senatörün desteği gerekiyor.

İşte bu nedenle yeni metindeki her değişikliğin siyasi değeri var.

DeFi tarafında verilen tavizler bazı Demokratları ikna edebilir.

Tüketici ve yasadışı finansman hükümleri başka senatörlerin desteğini sağlayabilir.

Ancak etik hükümler, stablecoin getirileri veya başka başlıklar farklı senatörlerin desteğini aynı anda zorlaştırabilir.

60 oy matematiği burada başlıyor.

Bugün itibarıyla ortaya çıkan tabloyu tek cümlede özetlemek gerekirse:

CLARITY Act teknik olarak ileri gitti, ancak siyasi olarak hâlâ bitmiş değil.

Cumhuriyetçiler yeni metinde:

  • DeFi kapsamını daha net çizdi,
  • merkezi kontrol taşıyan DeFi protokollerine kayıt yükümlülüğü getiren hükümleri ekledi,
  • DeFi hükümlerini spot ve nakit dijital emtia işlemleriyle sınırladı,
  • kredi birliklerinin dijital varlık faaliyetlerini netleştirdi,
  • Demokratların çok sayıda talebini metne taşıdıklarını açıkladı.

Ancak:

  • etik tartışması tamamen çözülmedi,
  • stablecoin getirileri konusunda bankaların itirazları devam ediyor,
  • 60 oy hâlâ garanti değil,
  • 15 Eylül oylaması nihai yasalaşma oylaması değil.

Dolayısıyla yeni metin sonuç değil, pazarlığın yeni aşaması.


Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir