Regülasyon

CLARITY Act Tartışmasının Aktörleri ve Görüşleri

CLARITY Act Tartışmasının Aktörleri ve Görüşleri

ABD’de kripto piyasasının nasıl düzenleneceği artık yalnızca bir yasa tasarısının teknik ayrıntılarından ibaret değil.

Bir tarafta Başkan Donald Trump yönetimi, Cumhuriyetçi senatörler ve kripto şirketleri daha net ve kalıcı bir piyasa yapısı oluşturulmasını savunuyor. Diğer tarafta bazı Demokrat senatörler yatırımcı koruması, yasa dışı finans ve etik kurallarının güçlendirilmesini istiyor. Bankacılık sektörünün temel itirazları ise özellikle stablecoin’lerin bankalardaki mevduatlarla rekabet edebilecek teşviklere sahip olması üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu nedenle 15 Eylül’de Senato’nun önüne gelecek CLARITY Act tartışmasını yalnızca “kriptoyu destekleyenler” ve “kriptoya karşı çıkanlar” şeklinde okumak tabloyu fazlasıyla basitleştiriyor.

Asıl mücadele, dijital varlıkların Amerikan finans sistemine hangi kurallarla ve hangi kurumların yetkisi altında entegre edileceği üzerine kurulmuş durumda.

Üstelik 15 Eylül’deki oylama tasarının nihai kabulü değil. Senato takvimine göre H.R. 3633 olarak geçen CLARITY Act için verilen cloture önergesi bu tarihte işleme alınacak. Tasarının bu usul aşamasında ilerleyebilmesi için 60 oy gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin Senato’da 53 sandalyesi bulunduğu için yalnızca kendi bloklarının desteği yeterli değil. Demokrat veya bağımsız senatörlerden de destek gerekiyor.

Dolayısıyla tasarının önündeki temel sorun artık ABD’nin kriptoyu düzenleyip düzenlemeyeceğinden çok, hangi düzenleme modelinin 60 senatörün desteğini alabileceği.

CLARITY Act Aslında Neyi Çözmeye Çalışıyor?

CLARITY Act’in merkezindeki mesele Bitcoin’in veya başka bir kripto varlığın fiyatı değil.

Tartışma, dijital varlık piyasasında hangi varlıkların hangi kurallara tabi olacağını ve hangi federal kurumun hangi alanda yetkili olacağını daha net bir yasal çerçeveye oturtmakla ilgili.

ABD’de Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) kendi yetkileri kapsamında kripto piyasasına ilişkin düzenlemeler geliştirmeye zaten devam ediyor.

Mart ayında iki kurum belirli kripto varlıkların ve işlemlerin federal menkul kıymetler yasaları kapsamındaki durumuna ilişkin ortak bir yorum yayımladı. CFTC Başkanı Michael Selig, bu çalışmanın Amerikan girişimcileri için daha net kurallar oluşturmayı amaçladığını söyledi.

SEC ise ağustos ayında “Regulation Crypto Assets” adıyla yeni bir düzenleme paketi önerdi. SEC Başkanı Paul Atkins de kurumun kendi düzenlemelerini geliştirmeye devam edeceğini, ancak Kongre tarafından çıkarılacak bir yasanın daha kalıcı bir piyasa yapısı açısından vazgeçilmez olduğunu savundu.

Böylece CLARITY’nin farkı ortaya çıkıyor:

Amaç kripto düzenlemesini başlatmak değil, mevcut ve gelişmekte olan düzenleyici çerçeveyi Kongre tarafından oluşturulmuş daha kapsamlı bir piyasa yapısına dönüştürmek.

Trump ve Hazine Neden CLARITY’yi İstiyor?

Başkan Donald Trump’ın yaklaşımı kripto düzenlemesini finansal inovasyon ve Amerikan rekabetçiliği üzerinden tanımlıyor.

Trump, ağustos ayında Beyaz Saray’da kripto ve finans sektörünün yöneticileriyle yapılan toplantıda Kongre’ye CLARITY Act’in geçmesi çağrısında bulundu. Yönetimin temel argümanı, ABD’nin dijital varlık alanındaki liderliğini koruması ve şirketlerin daha açık kurallara sahip ülkelere taşınmasının önüne geçilmesi.

Hazine Bakanı Scott Bessent’in yaklaşımı da aynı ekonomik eksende duruyor. Bessent, ABD’nin kripto şirketlerini, sermayeyi ve finansal inovasyonu daha açık düzenleyici ortama sahip başka merkezlere kaptırmaması gerektiğini savunuyor.

Ancak Trump yönetiminin CLARITY’ye verdiği destek, tasarının etrafındaki etik tartışmasını ortadan kaldırmıyor.

Trump ve ailesinin kripto alanındaki ekonomik bağlantıları, tasarıya ilişkin siyasi çıkar çatışması tartışmalarının merkezinde bulunuyor. Bazı Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, kamu görevlilerinin dijital varlıklardan ekonomik çıkar elde etmesini sınırlandıracak daha güçlü hükümler istiyor.

Böylece Trump yönetiminin “ABD kripto liderliğini korumalı” yaklaşımı ile bazı senatörlerin “kamu görevlileri kriptodan nasıl çıkar elde edebilir?” sorusu aynı yasa üzerinde karşı karşıya geliyor.

Senato’daki Ana Savunucular Ne İstiyor?

Senato Bankacılık Komitesi Başkanı Tim Scott, CLARITY Act’i ABD’nin dijital varlık alanındaki liderliğini koruması için gerekli bir piyasa yapısı olarak görüyor.

Scott’a göre açık ve kalıcı kurallar, girişimcilerin ABD’de faaliyet göstermesini kolaylaştırırken tüketici korumasını ve yasa dışı finansla mücadeleyi de güçlendirebilir.

Senatör Cynthia Lummis ise yıllardır kapsamlı dijital varlık mevzuatının en güçlü savunucularından biri. Onun açısından temel mesele, ABD’nin dijital varlık inovasyonunu kendi sınırlarında tutabilmesi ve düzenleyici belirsizliğin şirketleri yurtdışına itmemesi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune ise siyasi süreç açısından kritik isim. CLARITY için cloture sürecini başlatarak tasarının 15 Eylül’deki usul aşamasına taşınmasını sağlıyor.

Fakat bu destek, Cumhuriyetçi senatörlerin tasarının bütün maddelerinde birleştiği anlamına gelmiyor.

Cumhuriyetçiler Neden Kendi Tasarılarına İtiraz Ediyor?

CLARITY Act’in Cumhuriyetçi Parti tarafından desteklenmesi, parti içindeki bütün görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmıyor.

Senatör Mike Rounds, 8 Eylül’de müzakerelerin durumunu “şu anda iyi görünmüyor” şeklinde değerlendirdi.

Thom Tillis ise etik hükümleri konusunda Demokrat Ruben Gallego ile uzlaşma arıyor. Tillis, Beyaz Saray’ın bu konuda aradaki farkı kapatmaya ilgi göstermemesi halinde tasarının başarısız olabileceği uyarısında bulundu.

Senatör Josh Hawley’nin temel kaygısı ise stablecoin’lerin bankacılık sistemi üzerindeki etkisi.

Hawley, stablecoin’lerin getiri veya ödül mekanizmalarının bankalardaki mevduatlarla rekabet etmesinden endişe ediyor. Senatör James Lankford’un çekinceleri de stablecoin’lerin geleneksel bankacılık sistemiyle nasıl etkileşeceği başlığına uzanıyor.

Dolayısıyla Cumhuriyetçi blok içinde bile aynı gerekçe bulunmuyor.

Scott ve Lummis inovasyon ve Amerikan rekabetçiliğini, Tillis etik uzlaşmayı, Hawley ve Lankford ise stablecoin ile bankacılık arasındaki rekabeti öne çıkarıyor.

Demokratlar Kriptoya Karşı Tek Bir Blok Değil

Demokrat senatörlerin pozisyonu da tek bir başlık altında toplanamıyor.

Ruben Gallego bunun en önemli örneklerinden biri. Gallego, Cumhuriyetçi Tillis ile etik hükümleri konusunda müzakere yürütüyor. Tartışmanın merkezinde siyasi yetkililerin ve ailelerinin dijital varlıklardan ekonomik çıkar elde etmesini sınırlayacak hükümler bulunuyor.

Bu durum, CLARITY tartışmasının tamamen parti çizgisine oturmadığını gösteriyor.

Elizabeth Warren’ın eleştirileri ise daha geniş bir alana yayılıyor. Warren siyasi çıkar çatışmaları, yatırımcı ve tüketici koruması, yasa dışı finans, ulusal güvenlik ve finansal sistem üzerindeki riskleri öne çıkarıyor.

Chris Van Hollen da DeFi üzerinden yasa dışı finans, kara para aklama ve yaptırımlardan kaçınma, piyasa bütünlüğü, tüketici koruması ve sistemik risklere dikkat çekiyor.

Angela Alsobrooks ise başka bir ayrımı gösteriyor. Komite aşamasında tasarının ilerlemesine izin vermiş olması, nihai metni koşulsuz desteklediği anlamına gelmiyor. Etik, tüketici koruması ve yasa dışı finans konularındaki değişiklik talepleri, Demokratlar arasındaki yaklaşımın “evet” veya “hayır” ikiliğinden daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.

Coinbase İçin Mesele Düzenleyici Kalıcılık

Coinbase CEO’su Brian Armstrong’un yaklaşımı, tartışmanın önemli bir başka boyutunu gösteriyor.

Coinbase için mesele yalnızca CLARITY’nin geçmesi değil, düzenleyici belirsizliğin kalıcı biçimde azaltılması.

CLARITY’nin başarısız olması halinde SEC ve CFTC’nin mevcut yetkileri üzerinden düzenleyici ilerlemenin devam edebileceği görüşü burada önem kazanıyor.

Fakat Armstrong açısından Kongre yasasının avantajı, piyasa yapısının yalnızca mevcut düzenleyicilerin yaklaşımına bağlı kalmaması.

Bu görüş SEC Başkanı Paul Atkins’in yaklaşımıyla da örtüşüyor. Atkins, SEC’in kripto düzenlemeleri üzerinde çalışmaya devam ettiğini ancak Kongre yasasının gelecekteki yönetimlerin kolayca değiştiremeyeceği daha kalıcı bir hukuki zemin sağlayacağını savunuyor.

Yani Coinbase açısından asıl değer yalnızca daha fazla düzenleme değil, daha öngörülebilir ve kalıcı düzenleme.

Robinhood ve Ripple Neden Kalıcılığa Odaklanıyor?

Robinhood CEO’su Vlad Tenev’in yaklaşımı da düzenleyici kalıcılık üzerine kuruluyor.

Robinhood açısından tokenizasyon, tokenlaştırılmış hisse senetleri, kripto ve blokzincir tabanlı sermaye piyasalarının uzun vadeli bir hukuki zemine sahip olması önemli.

Bir yönetim döneminde oluşturulan düzenleyici yaklaşımın sonraki yönetim tarafından kolayca değiştirilebilmesi, uzun vadeli yatırım kararlarını zorlaştırıyor.

Ripple CEO’su Brad Garlinghouse ise düzenleyici belirsizliğin daha fazla uzamasına karşı daha pragmatik bir çizgi izliyor.

Ripple açısından kusursuz olduğu düşünülen bir düzenlemeyi beklemek yerine daha net bir yasal çerçevenin oluşturulması tercih ediliyor.

İki şirketin ortak noktası burada ortaya çıkıyor:

Piyasanın hangi kurallara tabi olduğunun siyasi yönetim değişikliklerinden daha az etkilenmesi.

Circle İçin Asıl Başlık Stablecoin

Circle CEO’su Jeremy Allaire açısından CLARITY’nin önemli bölümlerinden biri stablecoin’lerin daha geniş finansal sistem içindeki konumu.

Ancak stablecoin düzenlemesini CLARITY Act’in tamamıyla eşitlememek gerekiyor.

Stablecoin’lere ilişkin federal düzenleme süreci ayrı bir yasa üzerinden ilerliyor. CLARITY ise daha geniş dijital varlık piyasa yapısını düzenlemeyi hedefliyor.

Bu nedenle stablecoin konusu, CLARITY’nin özellikle bankacılık sistemiyle kesiştiği alanlardan biri.

Bankaların Asıl İtirazı Stablecoin Teşvikleri

Bankacılık sektörünün CLARITY tartışmasındaki pozisyonu, “bankalar kriptoya karşı” şeklinde özetlenemez.

American Bankers Association, Bank Policy Institute, Consumer Bankers Association, Financial Services Forum, Independent Community Bankers of America ve National Bankers Association dijital varlıklar için düzenleyici bir çerçeve oluşturulmasını desteklediklerini belirtiyor.

Ancak stablecoin’lere faiz veya ekonomik olarak benzer ödüller verilmesine ilişkin daha sıkı kurallar istiyorlar.

Bankaların temel argümanı şu:

Stablecoin’ler mevduata benzer bir getiri sunarsa tüketicilerin parasını banka hesaplarından stablecoin’lere taşıması teşvik edilebilir. Bu durumda bankaların kredi vermek için kullandığı mevduat tabanı küçülebilir.

Mesele böylece doğrudan kripto karşıtlığına değil, stablecoin’lerin bankaların mevduat ve kredi modelini nasıl değiştirebileceğine dönüşüyor.

Reuters’ın 9 Eylül tarihli değerlendirmesinde de bankacılık sektörü ile kripto sektörünün 15 Eylül öncesinde senatörler üzerindeki lobi faaliyetlerini yoğunlaştırdığı aktarılıyor.

CLARITY Tartışmasının Beş Temel Çatışması

Aktörlerin açıklamaları bir araya getirildiğinde tartışma beş ana başlıkta toplanıyor.

İnovasyon: ABD dijital varlık şirketlerini ve sermayesini ülkede tutabilecek mi?

Düzenleyici kalıcılık: Kurallar kurumların mevcut yetkileriyle mi şekillenecek, yoksa Kongre bunları daha kalıcı bir piyasa yapısına mı dönüştürecek?

Bankacılık ve stablecoin: Stablecoin teşvikleri bankalardan mevduat çekerek kredi mekanizmasını etkileyebilir mi?

Etik: Kamu görevlilerinin dijital varlıklardan ekonomik çıkar elde etmesi hangi kurallarla sınırlandırılmalı?

Tüketici koruması ve yasa dışı finans: Düzenleyici netlik sağlanırken yatırımcı koruması, kara para aklamayla mücadele, yaptırımlar ve DeFi sorumlulukları yeterince güçlü olacak mı?

CLARITY müzakerelerinin karmaşıklığı, bu soruların tek bir siyasi kampta toplanmamasından kaynaklanıyor.

CLARITY Geçmezse Ne Olur?

CLARITY Act’in başarısız olması ABD’deki kripto düzenlemesinin sona ermesi anlamına gelmeyecek.

SEC ve CFTC kendi yetkileri üzerinden düzenleyici çalışmalarına devam edebilir. SEC’in ağustos ayında açıkladığı yeni düzenleme teklifi bunun güncel örneklerinden biri.

Asıl kayıp, Kongre tarafından oluşturulacak kapsamlı ve daha kalıcı bir piyasa yapısının gecikmesi olur.

Bu durumda ABD’deki kripto kuralları daha fazla kurum düzenlemesine dayanabilir ve düzenleyici çerçeve gelecekteki yönetim değişikliklerine daha açık hale gelebilir.

15 Eylül’de Asıl Test 60 Oy

15 Eylül’deki oylama CLARITY Act’in nihai kabulü değil.

Bu, Senato sürecinin ilerlemesi için gereken cloture/usul aşaması. Bu aşamada 60 oy gerekiyor.

Cumhuriyetçilerin 53 sandalyesi bulunduğundan iki partili desteğe ihtiyaç var.

Fakat 8 Eylül’de Mike Rounds’ın müzakereleri olumlu görmediğini söylemesi ve Thom Tillis’in etik konusunda Beyaz Saray’la uzlaşma sağlanmaması halinde tasarının başarısız olabileceği uyarısında bulunması, siyasi tablonun hâlâ çözülmediğini gösteriyor.

Reuters’ın 9 Eylül tarihli değerlendirmesi de kripto sektörü ile bankacılık sektörünün senatörler üzerindeki lobi faaliyetlerini artırdığını ve bazı Cumhuriyetçilerin de mevcut metne ilişkin çekinceler taşıdığını aktarıyor.

Bu yüzden bugün için doğru ifade “CLARITY Act geçmeyecek” değil.

Daha doğru soru şu:

15 Eylül’e kadar etik, stablecoin, tüketici koruması ve düzenleyici yetki başlıklarında 60 senatörü bir araya getirecek uzlaşma kurulabilecek mi?

Çünkü ABD’deki tartışmanın merkezinde artık kriptoyu düzenleyip düzenlememek bulunmuyor.

Asıl mücadele, dijital varlıkların Amerikan finans sistemine hangi kurallarla gireceği ve bu kuralların ne kadar kalıcı olacağı üzerine.


Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir